Biz nerde para kazanmayı kötü, çirkin, utanç verici yaptık? Nerede işlerimizin iyi gitmesini ayıp saydık? Bize bu parasızlığı, yokluğu kim öğretti? Bu kıtlık bilinci kime ait? (Evrene bilinçle geri gönderiyorum.) Geçenlerde atalarımızın yaşadığı zorlukları, kıtlıkları konuşurken çok ilginç bir nokta bulduk. "Okula muz bile götürmezdik, çünkü alamayanlar vardı. Utanırdık." Atalarımızdan gelen travmalardan bahsetmiştik, fakat atalarımızdan gelen yalnızca travmalar değil, aynı zamanda düşünce kalıpları da. Çok savaş, kıtlık ve açlık dolu tarihimizde; atalarımızdan gelen kıtlık yani parasızlık kayıtlarımız ve parası olanların utanmasıyla, gizlemesiyle ilgili de pek çok kayıdımız olabileceğini düşünüyorum. Para kazanmaktan utanmayı, paradan utanmayı, para istemekten utanmayı, parasızlık çekme korkusunu, işlerimizin iyi gittiğini söyleme çekincemizi, paramızın olduğunu söylemeyi ayıpladığımızı düşündüğümüz anı, her duyguyu ve bununla ilgili öğrendiğimiz her şeyi sonsuz kez yıkıp tekrar oluşumunu iptal edebilir miyiz? Evet. Poc&Pod Neyden bahsedersek onun enerjisini yayarız. Bolluk bereketten, paramız olduğundan, işlerimiz çok iyi gittiğinden bahsedelim ki onun enerjisini yayalım. Yalnızca yokluktan bahsedenler genellikle hep yokluktan bahsetmek durumunda kalırlar. Yok kelimesini kullandığımız her anı sonsuz kez yıkıp tekrar oluşumunu iptal edebilir miyiz? Evet. Poc&Pod Bilinç Sıçraması