@Özgür Kaba 'nın gönderisine yanıt verirken bu konunun önemini düşünerek. Güncel bir davadan söz etmek istiyorum; Meta’nın ABD’de karşı karşıya kaldığı davalar, sosyal medyanın çocuklar üzerindeki etkisi konusunda çok önemli bir tartışmayı yeniden gündeme getirdi. ABD eyaletleri Meta’yı, Instagram ve Facebook’u genç kullanıcıların dikkatini mümkün olduğunca uzun süre platformda tutacak biçimde tasarlamakla suçladı. Davalarda; sonsuz kaydırma, bildirimler, otomatik oynatma, beğeni ve popülerlik mekanizmaları gibi özelliklerin özellikle çocukların ve gençlerin davranışları üzerindeki etkisi tartışıldı. Daha da düşündürücü olan ise şirket içinden gelen ifadelerdi. Eski Meta yöneticilerinden Arturo Béjar, mahkemede şirketin bazı dönemlerde kullanıcı etkileşimini güvenliğin önüne koyduğunu ve 13 yaşından küçük kullanıcılar konusunda yeterince güçlü hareket etmediğini öne sürdü. Sonuçta Meta, ABD’de çok sayıda eyaletle 18 milyar dolara kadar ulaşan büyük bir uzlaşmaya gitti. Yeni düzenlemeler arasında çocuklar için günlük kullanım sınırları, gece erişim kısıtlamaları, daha güçlü yaş denetimi ve ebeveyn kontrolleri bulunuyor. Asıl soru şu; Eğer bu önlemler bugün teknik olarak uygulanabiliyorsa, neden en başından beri uygulanmadılar? Buradaki mesele yalnızca sosyal medya değil. Bugünün algoritmaları hangi içeriği göreceğimizi belirliyor. Yarının yapay zekâ sistemleri ise bizi çok daha iyi tanıyacak. Ne ilgimizi çekiyor? Neye inanıyoruz? Neden korkuyoruz? Hangi mesaj bizi ikna ediyor? Bir sistem bunları öğrendiğinde yalnızca bize yardımcı olmak için değil, bizi yönlendirmek için de kullanılabilir. Bu nedenle yapay zekâ çağında yalnızca “Model doğru cevap veriyor mu?” sorusunu sormak yetmez. Belki daha önemli soru şudur; “Model benim karar vermeme yardımcı mı oluyor, yoksa fark ettirmeden kararımı mı şekillendiriyor?” Yapay zekânın geleceğinde doğruluk kadar şeffaflık, bağımsız denetim, çocukların korunması ve yönlendirilmesine karşı güvence de temel standartlar olmalı.